DETAYLI BİLGİ İÇİN ARAYIN

E-ticaret blog’unda asla yapmamanız gereken 5 şey

E-ticaret blog’unda asla yapmamanız gereken 5 şey

Online alışveriş müşterileri, yeni e-ticaret markalarını keşfetmekten ve onların kendilerine yalnızca ürün değil, farklı hizmetler de sunabiliyor olmasından memnuniyet duyuyor. Bu da müşteri sadakatini kuşkusuz ki beraberinde getiriyor. Kaliteli ve uygun fiyatlı ürünlerin yanı sıra, müşterileri için bu ürünlere yönelik bilgiler veren, onların kullanım alanları ve günlük hayatta sağladıkları faydaya yönelik içerikler hazırlayan e-ticaret siteleri, ziyaretçilerini müşteri olarak kazanmayı başarıyor. Ancak, bu içerikleri hazırlarken bazı noktaları gözden kaçırmak, onları kaybetmeye de neden olabiliyor.

E-ticaret sitelerinin kullanıcılara sunduğu bu içerik hizmetleri, genellikle ürün kategorilerinin yanında bir de blog sayfası aracılığıyla aktarılıyor. Eğer e-ticaret sitenizin henüz bir blog’u yoksa, vakit kaybetmeden sektörünüze yönelik uygun içerikler hazırlayabilir ya da profesyonel içerik ajanslarıyla anlaşarak, sizin adınıza kaliteli ve orijinal içerik üretmelerini isteyebilirsiniz. SEO açısından son derece önemli olan, anahtar kelime aramalarında sizi müşterilerinizle buluşturan blog’lar, e-ticaret işinizi büyütmenizde en büyük destekçilerinizden biri olacaktır.

Peki, oluşturduğunuz blog’ta neler yapmamanız gerektiğini biliyor musunuz? İşte e-ticaret işinizde müşterilerinizle markanız arasında sorun yaratabilecek, satışlarınızı olumsuz yönde etkileme olasılığı olan o 5 detay…

1- Yalnızca ticari yaklaşımda bulunmak

Elbette e-ticaret siteniz üzerinden pazarlama stratejileri yürütmek, kampanyalar ve indirimlerle ilgili bilgileri paylaşmak ve bunlara sitenizde genişçe yer vermek oldukça doğal. Ancak, tüm bunları e-ticaret sitenizin ana sayfası ve ürün kategorileri içerisinde bırakmanızda fayda var.

E-ticaret sitelerinin blog’larının, yer alınan sektöre dair merak edilen bilgiler, yaklaşımlar ve trendler üzerine içerikler barındırmasında fayda var. Dolayısıyla, yer aldığınız sektörde merak edilen konulara dair yapılan aramalarda blog içeriklerinize ulaşılması, bu ziyaretçilerin daha fazla bilgi ve ürünler için e-ticaret sitenize yönelmesine yardımcı olur.

Zaman içerisinde blog’unuzun da ayrıca takipçileri olabilir. Bu nedenle, yalnızca ticari amaçlı yaklaşımlarda bulunmanız, onların blog’unuzu takip etmeyi bırakmalarına ve bu yaklaşımdan ötürü markanızla arasındaki bağın zedelenmesine neden olabilir.

İşinizi E-ticarete Taşıyın.

2- Yaygın olarak bilinen bilgileri yinelemek

Blog yazıları, internet kullanıcılarının arama motorları üzerinden yaptıkları anahtar kelime aramalarında onların karşısına çıkar; meraklarını gidererek onlara fayda sağlar. Dolayısıyla, yaygın olarak herkesin bildiği bilgiler vermek ya da yeni bilgiler verecek izlenimi yaratıp, yine herkesin bildiği yöntemleri ziyaretçiye sunmak hayal kırıklığına neden olabilir.

Bu nedenle, kullanıcılara sektöre dair merak edebilecekleri konuları aktarmanızda fayda var. Örneğin, kozmetik ürünleri satıyorsanız, cildi temizlemenin ne kadar önemli olduğunu anlatmak yerine bunun için hangi cilt tiplerinin, hangi ürünleri kullanması gerektiğine dair bilgiler verebilirsiniz.

3- Çok uzun ve göz yoran bir kompozisyon oluşturmak

Görsellerle desteklenen, ara başlıklar ya da maddeler kullanılan yazılar, okuyucunun yazıyı daha rahat ve keyifli okumasına yardımcı olur. Çok uzun, aralık verilmeden yayınlanan yazılar, bir süre sonra konuyla çok ilgilense bile okuyucunun gözünü yorar ve sayfadan ayrılmasına neden olabilir. Böylece, genel olarak hazırladığınız içeriklerin böyle olduğu düşüncesiyle blog içerisinde daha fazla vakit geçirmek istemeyebilir.

Bununla beraber, bu olumsuz yargı, e-ticaret sitenize karşı da bir önyargı oluşturabilir. Bu nedenle, yazılarınızı daha rahat okunabilecek şekilde hazırlamanızda ve görsellerle renklendirmenizde fayda var.

4- Görsel kalitesine önem vermemek

Blog içeriklerinde görselleri dilerseniz kendiniz de temin edebilirsiniz. Ancak, çekimlerin kaliteli olmasına, karanlık ya da çözünürlüğü düşük olmamasına özen göstermelisiniz. Bu şekilde, özensiz ve anlaşılması zor bir hale gelebilir; özellikle ürünleriniz ve e-ticaret siteniz konusunda güvensizlik meydana gelebilir. Dolayısıyla, oluşturduğunuz görsel içeriklerin yeterli olmadığına inanıyorsanız, stok görsel sitelerinden üyelik oluşturabilir, görselleri bu siteler üzerinden elde edebilirsiniz.

5- Call-to-action kullanmamak

Blog yazılarının sonunda, konuyla ilgili ürünlere ya da e-ticaret sitesinin ana sayfasına call-to-action vermeniz, ziyaretçinin konuya ilgisi henüz tazeyken onu alışverişe yönlendirebilir. Dolayısıyla, blog yazılarında call-to-action kullanmamanız, müşteri olarak kazanabileceğiniz bir ziyaretçinin alışverişe yönelmeden sayfayı terk etmesine neden olabilir. Bu nedenle, yazı içerisinde ürünlere, ilgili kategorilere ve e-ticaret sitesinin ana sayfasına bağlantı vermeyi unutmayın.

E-ticaret dünyasında dijital pazarlamaya yönelik çok daha fazla strateji ve yeni teknolojiler için siz de IdeaSoft ile bir an önce tanışın. Akıllı e-ticaret paketlerini inceleyebilir, dilerseniz hemen ücretsiz demo hesabınızla e-ticarete ilk adımlarınızı atabilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar:

Etiketler: İçerik pazarlamaPazarlama
Siz de İşinizi E-ticaret’e Taşıyın!

Akıllı E-ticaret Paketlerini 15 gün ücretsiz deneyin. Kendi e-ticaret sitenizi oluşturun!